8 Mayıs 2016 Pazar

köy sabunu

                                                                 
dün ilk kez köy sabunu yapmayı denedim. asidi yüksek, eski yağdan. yağ beklediği kabın rengini aldığı için rengi biraz koyu oldu ama bence fena olmadı. bir sonraki imalatı kaliteli yağdan yapacağım.








                                              alttaki sabunlar ise soğuk sistem narlı lifli





ilk kez telefonumdan foto ekliyorum. kalitesi düşük  üzgünüm 

29 Ağustos 2011 Pazartesi

SAĞLIKLI ABURCUBUR

Son yazıdan bu yana bir yaz geçti, ikincisi de geçmek üzere.
Bu arada neler olmadı ki. Yağmurlar yağdı , çatı aktı, fırtına da kiremitler uçtu. Tavuklar sürekli kuluçkaya yatıp popülasyonlarını 7 den 40 civarına çıkardılar. İki gün önce de anne tavuklardan biri kendiliğinden öldü. Şirin büyüdü. Mandalinalar oldu, kurutma makinam geldi, bol bol mandalina cipsi yaptık. Aysuna da bir makina aldık. Sürekli kuruttuk kuruttuk..











Bu yaz başında aklıma geldi ve düşündüm bu kuruttuklarımızı bir şekilde satışa sunacak bir yer bulmalıydık. Gümüşlük Klasıik Müzik Festivalini düzenleyen arkadaşlarımız Eren Leventoğlu ve Mesut Pekergin ile konuşup bize satış yapabileceğimiz bir nokta verebilirler mi diye sorduk. Fikri çok beğendiler ve bir köşe oluşturdular bize.
Bu yaz böylelikle bol çalışma, satış ve sonsuz müzikle geçiyor. Geriye neredeyse 4 konser kalmasına rağmen önümüzde ki yazı planlamaya başladık.
Önceleri sadece mandalina cipsi ile çıktığımız yola bahçemizde ki erikler ile devam ettik. Sonra çilek ve şeftali mevsimi. Hem cipsi hem pestili mükemmel oldu. Derken kavunu denesek dedim ve denedim harika yeni cipslerimiz oldu. Aysun "ben kavunun pestilini yapacağım" dedi ve yaptı. Sonuç şahane. Karpuz cipsini sormayın bile.
Hiç birinde kıvam artırıcı, koruyucu vs yok. Un, nişasta ve şeker ise düşünülmedi bile. Amaç her şeyi olduğu gibi doğal halleriyle kullanmak. Kuruyorlar ve hemen 50 gr lık paketleyip vakumluyoruz. İstenilen zamanda açılıp tüketilmek üzere. Pestillerin yoğunluğunu sağlamak için muz, kaju ve lezzet vermesi için de badem ve susam kullanıyoruz.
Keten tohumlu krakerler ve ekmekler ise diğer atıştırmalıklar.
Çeşnici başı ise Deniz. Deniz Aysun'un 7 yaşında ki kızı. Önceleri tattırmak istediğimizde burun kıvırmıştı neyse ki çok bekletmeden bizi "eriği tatmak istiyorum" dedi ve bağımlısı oldu, ardından çileklerin. Şimdilerde de şeftali cipslerinin.
Sabunlar ne oldu bu arada diye sorarsanız bir şey olmadı. Üretim devam ediyor. son olarak yine mandalinalı sabun döktüm. Size duyurmak istediğim diğer önemli haber ise şampuan. Doğal sabunlar üretim zincirine katıldı. Arada yaptığım banyo tuzları da cabası.






Bu kış yapmam gereken ise daha planlı gitmek. Bu yaz bu kadar çeşitli üretim zaman zaman zorluklar çıkarsa da yapacağım planlama ile zamanı doğru kullanarak kışı daha verimli geçirebilirim diye düşünüyorum.
Yaz boyunca ancak üç kez denize girebildim sadece birinde yüzdüm. Tabii bu sadece yoğunluktan değil, kalabalık çok rahatsız edici. Bayram sonrasında el ayak çekilir rahat rahat denizimize gireriz aralığa kadar.
Sahillerde taş toplar, onlardan da bir şeyler yapmak üzere hayaller kurarız bolca. Mydos'un taşlarına dokunur, rüzgarda saçlarımızı savurur, ölmez çiçek toplarken binlerce yıl önce yaşamış olanları ve yaşanmış olanları hayal ederiz dalgaların sesi hayallerimize karışırken.
Bir gün umarım birleri de bizi düşünür...
 

4 Kasım 2010 Perşembe

Kişiye Özel Sabunlar

Geçen hafta Müfit'in (Müfit Karzek) kendisi için sipariş ettiği tarçınlı sabunu döktüm.










 Kalıpları kesmek için onu beklemek iyi  olmuş. Her bir plakanın fotoğrafı çekildi. Müfit ressam olduğu için sabunda kullandığım görsel ögeler onu etkiledi ve sabun tablolar yapsana diye bir öneride bulundu. İyi fikir, neden olmasın?






Ardından üçüncü kalıp sabunun siparişini verdi. Kalıp dediysem 100 gr lık değil 13 kg lık. Defneli olacak. Bu sabah da Turgutreis'in merkezine mesafe olarak çok yakın ancak yerlilerin bildiği çook uzak ara yollarda defne meyveleri toplamaya gittik. Eğlenceliydi, defneler budandığı için meyveler bir iki ağacın oldukça yüksek dallarında kalmış.












Neyse ki arabamız müsait olduğu için üst katına çıkıp ne var ne yoksa topladık. Birkaç gün önce Levent telefon açtı ve Cemile sabunlarım bitti deyip bir kalıp sabun siparişi verdi. Hemen döktük. Döndüğümüzde de Levent'in (Levent Yıldırım)  sedef sabununu açtık. Geçen yıl onun için döktüğüm aynı içerikli sabundan çok memnun kalmış, artık sedeflerinin üzerindeki kabuklar oldukça azalmış kalanlar da yumuşamış. Bu habere çok sevindim.


levent'in sedef sabunları


Yarın sabun dökümü yok ancak ertesi gün defneli ardından da Güzin'in siprarişi olan aloe veralı aileye özel sabunu dökeceğim, ardından da  yaban mersinli. Şimdi mevsimi. Aysuncuğum son günlerde çektiğin acılarına rağmen her çalışma gününü eğlenceli bir hale getirdiğin için çok teşekkürler. 

15 Ekim 2010 Cuma

kurs bilgileri

Bir kaç gün bloga bakmayı ihmal ettim. Okuyuculardan bilgi isteyen mailler gelmiş. Özel mail yazmak yerine herkesin ulaşabilmesi için bloga yazmayı tercih ediyorum.

Birinci soru : kurs nerede veriliyor?
Yaşadığım yer olan Bodrum Gümüşlük'te.

Kursun amacı : Evde yada mekan oluşturarak yapılabilecek olan bu işi kursiyerlere en ince detayına kadar öğretmek.
Kurs üç gün olarak planlandı.
1.gün: Teorik ders. sabun üretimi uygulamalı bir iş olsa da temeli bazı matematiksel işlemlere dayanıyor. yaratmayı tasarladığınız bir sabun için formül oluşturabilme, değişen kalıplara göre yeni ölçüler oluşturabilme vs.
2.gün : Benim uyguladığım iki sabun çeşidinden olan opak sabun dökümü
3.gün: Şeffaf sabun dökümü
kurs günleri ise size göre düzenleniyor.
Ücrete gelince 600 tl
Malzemeler atölye tarafından karşılanıyor ve kurs sonunda  her katılımcıya 1kg opak sabun, 1/2 kg şeffaf sabun hediye
Sormak istediğiniz başka detaylar olursa da september@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Yusuf'un şekerleri

Geçmiş yıllarda nikah şekeri yapmıştım ama ilk kez bebek şekeri hazırladım. Şeker dediysem şeker gibi sabunlar.
Hayriye hanım, www.slingomom.com sitesinde yayınlanan blogumu görmüş ve benimle temasa geçti. Bu anlamda bizi buluşturan İrem hanıma çok teşekkürler.
Zevkli bir çalışma oldu. Hayata yeni başlayacak bir bebek için oluşu ise ayrıca önemli.
Çocuklar benim için çok değerli. Bir çocuk yetiştirmeden ve onlar için kendinden vaz geçmeden gerçek sevgiyi tatdım denemez. Bütün anne ve babalar böyle hissediyordur hatta eminim. İstisnalar elbette vardır ancak bu temel olanı değiştirmez. Koşulsuz sevgi ancak anne-çocuk, baba-çocuk ilişkisindedir.



Yusuf yakın zamanda hayata gözlerini açacak, annesini ve babasını çook mutlu edecek bir ağlama sesiyle. Dilerim ki hayatı boyunca her zaman sadece mutluluktan ağlar.



 önce dökülmüş kalıptan çıkarılan kalıplar kesildi

sonra boncuklar ile süslendi
keselere konup etiketlendi

hepsi gerçekten şeker gibi

Hoşgeldin Yusuf Kutluhan


1 Ağustos 2010 Pazar

sabun kursu

Uzunca bir süredir kurs versene teklifleri yada kurs veriyor musunuz soruları nedeniyle kendi kendime neden olmasın dedim. Sonuçta yine üreterek devam ederken aynı zamanda bunca yılın bilgisini ve tecrübesini paylaşıp hem de eğlenebiliriz. Üç gün üzerinden planladığım ilk sabun kursunu ağustosun ikinci yarısı olarak düşündüm. sabun kullanmak dışında üretmek de sizin için bir merak konusu ise bana blog üzerinden ulaşabilirsiniz.


kahveli sabunun açılışı

Dünya kupasının başlaması ile erkek dünyasının goool sesleri arasında bunalan sevgili arkadaşlarım Tülay, Elif ve Sahavet soluğu bizde aldı. Neyse ki benim eşimin bu futbol denilen uyuşturucu ile pek arası yok.O yüzden kızlar için bir vaha oldu evimiz. Hep birlikte eğlenceli günler geçirdik ve üretim yaptık. Katkılarını da üretim aşamasında unuttuğumuz fotoğraf çekmeyi sabunun açılışı sırasında belgeledik. Teşekkür ederim kızlar...
                                                                                 

3 Temmuz 2010 Cumartesi

şeffaf sabunlar

Önce ki yazılarımdan birinde  ilk kargolarının hazırlanışından bahsettiğim Seda ve Ahmet sipariş ağırlığını şeffaf sabuna verince dur durak bilmeden her gün üst üste şeffaf sabun döktüm.

                      bu sevimli kalpte  kırmızı gıda boyası kullanıldı
                                             flaşsız çekim


                                              flaşlı çekim


Şeffaf sabun ise diğerinden daha farklı bir teknik. Yağları ve kostiği daha yüksek ısıda karıştırıp alkol ve gliserin ekleyerek uzun uzun kaynatıp daha sonra da şurup haline getirilmiş şekeri, kokuyu ve rengi ilave ederek kalıplara döküyorsunuz. Ertesi güne sabun donmuş ve hazır oluyor ancak hala biraz yumuşak. bir kaç günün ardından ise yeterli sertliğe ulaşıyor.

                       karanfilli şeffaf bunda ise doğal boya var

Renkli şekerlemeler gibi oluyorlar. İlke olarak gıda boyasına da karşı olduğum için bu güne kadar hiç kullanmadım. Ne var ki Seda senden başkasıyla çalışmak istemiyoruz ancak renkli sabunlar istiyoruz deyince ve haklı gerekçeler de öne sürünce onların samimiyeti karşısında yapacak bir şey kalmadı ve onlar için yapmaya başladım.
Ancak düşünüyorum ki bazı renkleri belki doğal yollardan elde edebilirim aslında sürekli bu deneyleri yapıyorum fakat opak sabunda bu olanak sınırlı ama şeffafta olanaklar daha geniş . Deneyeceğim. dün aklıma geldi. Kompostoya kırmızı bir renk vermek için kaynatılırken içine ayvanın çekirdeği de atılırdı...Değil mi ki şeffaf sabun içinde şurup kaynatıyoruz neden olmasın?

                                             raflarda sabunlar

Aslına bakarsanız kullandığım gıda boyaları miktar olarak o kadar düşük ki. Fakat günlük hayat içindeki totale bakmak lazım. Beni rahatsız eden işte bu nokta. Kilolarca sabuna çay kaşığının ucu ile koymanız yetiyor fakat yediğimiz her türlü üründe kullanılan bu boyalardan günde kaç gram vücudumuza aldığımıza dair bir istatistik yoktur herhalde. Fakat siz üç aşağı beş yukarı hesap edebilirsiniz. Sabah kahvaltıdan başlayarak neler yiyorsunuz ve neler kullanıyorsunuz (kozmetik ve deterjan vs.), neler içiyorsunuz bunların içinde ne kadar gıda boyası var düşünün bakalım.
Unutmadan anlatmam lazım. Son günlerde sentetik gıda boyaları ile ilgilenmeye başlayınca bu arada yeni bir şey daha öğrendim. Marketlerden  sağlıklı beslenmek adına aldığınız esmer ekmeğin nasıl esmer olduğunu biliyor musunuz? Kavrulmuş malt unundan. Boya olarak kullanılıyor. Tabii sentetik değil doğal. Ne var ki gerçek değil. Kara buğday ununu zaten tek başına kullandığınızda da ekmek hiç bir zaman koyu bir renk olmuyor ancak beyaz da olmuyor. İçine çavdar, yulaf karıştırırsanız o zaman rengi koyulaşıyor. Nereden mi biliyorum? Ara ara kendi ekmeğimi kendim yapıyorum. Bu eve geçtiğimizden beridir de evde fırın yok bazen bahçedeki taş fırında bazende tavada yağlı ekmek yapıyorum.

                                            atölye


Evde çalışıp yine ekmekti yoğurttu yapmaya çalışmak oldukça güç. o düzenli takip edilmesi gereken bir sistem. ekmeğin mayası, yoğurdun mayası hep takip edilmeli ve belli aralıklar ile yenilenip kullanılmalı. Ne yazık ki bu yıl bahçeyle bile doğru dürüst ilgilenemedim. Ev atölyede zaman kavramı kayboluyor. Sürekli üretime odaklanınca diğer konular gündeminizden düşüyor. Herşeyi kışa erteleyerek bu yazı da böyle geçireceğiz.