Bir kaç gün bloga bakmayı ihmal ettim. Okuyuculardan bilgi isteyen mailler gelmiş. Özel mail yazmak yerine herkesin ulaşabilmesi için bloga yazmayı tercih ediyorum.
Birinci soru : kurs nerede veriliyor?
Yaşadığım yer olan Bodrum Gümüşlük'te.
Kursun amacı : Evde yada mekan oluşturarak yapılabilecek olan bu işi kursiyerlere en ince detayına kadar öğretmek.
Kurs üç gün olarak planlandı.
1.gün: Teorik ders. sabun üretimi uygulamalı bir iş olsa da temeli bazı matematiksel işlemlere dayanıyor. yaratmayı tasarladığınız bir sabun için formül oluşturabilme, değişen kalıplara göre yeni ölçüler oluşturabilme vs.
2.gün : Benim uyguladığım iki sabun çeşidinden olan opak sabun dökümü
3.gün: Şeffaf sabun dökümü
kurs günleri ise size göre düzenleniyor.
Ücrete gelince 600 tl
Malzemeler atölye tarafından karşılanıyor ve kurs sonunda her katılımcıya 1kg opak sabun, 1/2 kg şeffaf sabun hediye
Sormak istediğiniz başka detaylar olursa da september@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.
15 Ekim 2010 Cuma
2 Ekim 2010 Cumartesi
Yusuf'un şekerleri
Geçmiş yıllarda nikah şekeri yapmıştım ama ilk kez bebek şekeri hazırladım. Şeker dediysem şeker gibi sabunlar.
Hayriye hanım, www.slingomom.com sitesinde yayınlanan blogumu görmüş ve benimle temasa geçti. Bu anlamda bizi buluşturan İrem hanıma çok teşekkürler.
Zevkli bir çalışma oldu. Hayata yeni başlayacak bir bebek için oluşu ise ayrıca önemli.
Çocuklar benim için çok değerli. Bir çocuk yetiştirmeden ve onlar için kendinden vaz geçmeden gerçek sevgiyi tatdım denemez. Bütün anne ve babalar böyle hissediyordur hatta eminim. İstisnalar elbette vardır ancak bu temel olanı değiştirmez. Koşulsuz sevgi ancak anne-çocuk, baba-çocuk ilişkisindedir.
Yusuf yakın zamanda hayata gözlerini açacak, annesini ve babasını çook mutlu edecek bir ağlama sesiyle. Dilerim ki hayatı boyunca her zaman sadece mutluluktan ağlar.
![]() |
| önce dökülmüş kalıptan çıkarılan kalıplar kesildi |
![]() |
| sonra boncuklar ile süslendi |
![]() |
keselere konup etiketlendi |
![]() |
| hepsi gerçekten şeker gibi Hoşgeldin Yusuf Kutluhan |
1 Ağustos 2010 Pazar
sabun kursu
Uzunca bir süredir kurs versene teklifleri yada kurs veriyor musunuz soruları nedeniyle kendi kendime neden olmasın dedim. Sonuçta yine üreterek devam ederken aynı zamanda bunca yılın bilgisini ve tecrübesini paylaşıp hem de eğlenebiliriz. Üç gün üzerinden planladığım ilk sabun kursunu ağustosun ikinci yarısı olarak düşündüm. sabun kullanmak dışında üretmek de sizin için bir merak konusu ise bana blog üzerinden ulaşabilirsiniz.
![]() |
| kahveli sabunun açılışı |
Dünya kupasının başlaması ile erkek dünyasının goool sesleri arasında bunalan sevgili arkadaşlarım Tülay, Elif ve Sahavet soluğu bizde aldı. Neyse ki benim eşimin bu futbol denilen uyuşturucu ile pek arası yok.O yüzden kızlar için bir vaha oldu evimiz. Hep birlikte eğlenceli günler geçirdik ve üretim yaptık. Katkılarını da üretim aşamasında unuttuğumuz fotoğraf çekmeyi sabunun açılışı sırasında belgeledik. Teşekkür ederim kızlar...
3 Temmuz 2010 Cumartesi
şeffaf sabunlar
Önce ki yazılarımdan birinde ilk kargolarının hazırlanışından bahsettiğim Seda ve Ahmet sipariş ağırlığını şeffaf sabuna verince dur durak bilmeden her gün üst üste şeffaf sabun döktüm.
Şeffaf sabun ise diğerinden daha farklı bir teknik. Yağları ve kostiği daha yüksek ısıda karıştırıp alkol ve gliserin ekleyerek uzun uzun kaynatıp daha sonra da şurup haline getirilmiş şekeri, kokuyu ve rengi ilave ederek kalıplara döküyorsunuz. Ertesi güne sabun donmuş ve hazır oluyor ancak hala biraz yumuşak. bir kaç günün ardından ise yeterli sertliğe ulaşıyor.
Renkli şekerlemeler gibi oluyorlar. İlke olarak gıda boyasına da karşı olduğum için bu güne kadar hiç kullanmadım. Ne var ki Seda senden başkasıyla çalışmak istemiyoruz ancak renkli sabunlar istiyoruz deyince ve haklı gerekçeler de öne sürünce onların samimiyeti karşısında yapacak bir şey kalmadı ve onlar için yapmaya başladım.
Ancak düşünüyorum ki bazı renkleri belki doğal yollardan elde edebilirim aslında sürekli bu deneyleri yapıyorum fakat opak sabunda bu olanak sınırlı ama şeffafta olanaklar daha geniş . Deneyeceğim. dün aklıma geldi. Kompostoya kırmızı bir renk vermek için kaynatılırken içine ayvanın çekirdeği de atılırdı...Değil mi ki şeffaf sabun içinde şurup kaynatıyoruz neden olmasın?
Aslına bakarsanız kullandığım gıda boyaları miktar olarak o kadar düşük ki. Fakat günlük hayat içindeki totale bakmak lazım. Beni rahatsız eden işte bu nokta. Kilolarca sabuna çay kaşığının ucu ile koymanız yetiyor fakat yediğimiz her türlü üründe kullanılan bu boyalardan günde kaç gram vücudumuza aldığımıza dair bir istatistik yoktur herhalde. Fakat siz üç aşağı beş yukarı hesap edebilirsiniz. Sabah kahvaltıdan başlayarak neler yiyorsunuz ve neler kullanıyorsunuz (kozmetik ve deterjan vs.), neler içiyorsunuz bunların içinde ne kadar gıda boyası var düşünün bakalım.
Unutmadan anlatmam lazım. Son günlerde sentetik gıda boyaları ile ilgilenmeye başlayınca bu arada yeni bir şey daha öğrendim. Marketlerden sağlıklı beslenmek adına aldığınız esmer ekmeğin nasıl esmer olduğunu biliyor musunuz? Kavrulmuş malt unundan. Boya olarak kullanılıyor. Tabii sentetik değil doğal. Ne var ki gerçek değil. Kara buğday ununu zaten tek başına kullandığınızda da ekmek hiç bir zaman koyu bir renk olmuyor ancak beyaz da olmuyor. İçine çavdar, yulaf karıştırırsanız o zaman rengi koyulaşıyor. Nereden mi biliyorum? Ara ara kendi ekmeğimi kendim yapıyorum. Bu eve geçtiğimizden beridir de evde fırın yok bazen bahçedeki taş fırında bazende tavada yağlı ekmek yapıyorum.
Evde çalışıp yine ekmekti yoğurttu yapmaya çalışmak oldukça güç. o düzenli takip edilmesi gereken bir sistem. ekmeğin mayası, yoğurdun mayası hep takip edilmeli ve belli aralıklar ile yenilenip kullanılmalı. Ne yazık ki bu yıl bahçeyle bile doğru dürüst ilgilenemedim. Ev atölyede zaman kavramı kayboluyor. Sürekli üretime odaklanınca diğer konular gündeminizden düşüyor. Herşeyi kışa erteleyerek bu yazı da böyle geçireceğiz.
bu sevimli kalpte kırmızı gıda boyası kullanıldı
flaşsız çekim
flaşlı çekim
Şeffaf sabun ise diğerinden daha farklı bir teknik. Yağları ve kostiği daha yüksek ısıda karıştırıp alkol ve gliserin ekleyerek uzun uzun kaynatıp daha sonra da şurup haline getirilmiş şekeri, kokuyu ve rengi ilave ederek kalıplara döküyorsunuz. Ertesi güne sabun donmuş ve hazır oluyor ancak hala biraz yumuşak. bir kaç günün ardından ise yeterli sertliğe ulaşıyor.
karanfilli şeffaf bunda ise doğal boya var
Ancak düşünüyorum ki bazı renkleri belki doğal yollardan elde edebilirim aslında sürekli bu deneyleri yapıyorum fakat opak sabunda bu olanak sınırlı ama şeffafta olanaklar daha geniş . Deneyeceğim. dün aklıma geldi. Kompostoya kırmızı bir renk vermek için kaynatılırken içine ayvanın çekirdeği de atılırdı...Değil mi ki şeffaf sabun içinde şurup kaynatıyoruz neden olmasın?
raflarda sabunlar
Aslına bakarsanız kullandığım gıda boyaları miktar olarak o kadar düşük ki. Fakat günlük hayat içindeki totale bakmak lazım. Beni rahatsız eden işte bu nokta. Kilolarca sabuna çay kaşığının ucu ile koymanız yetiyor fakat yediğimiz her türlü üründe kullanılan bu boyalardan günde kaç gram vücudumuza aldığımıza dair bir istatistik yoktur herhalde. Fakat siz üç aşağı beş yukarı hesap edebilirsiniz. Sabah kahvaltıdan başlayarak neler yiyorsunuz ve neler kullanıyorsunuz (kozmetik ve deterjan vs.), neler içiyorsunuz bunların içinde ne kadar gıda boyası var düşünün bakalım.
Unutmadan anlatmam lazım. Son günlerde sentetik gıda boyaları ile ilgilenmeye başlayınca bu arada yeni bir şey daha öğrendim. Marketlerden sağlıklı beslenmek adına aldığınız esmer ekmeğin nasıl esmer olduğunu biliyor musunuz? Kavrulmuş malt unundan. Boya olarak kullanılıyor. Tabii sentetik değil doğal. Ne var ki gerçek değil. Kara buğday ununu zaten tek başına kullandığınızda da ekmek hiç bir zaman koyu bir renk olmuyor ancak beyaz da olmuyor. İçine çavdar, yulaf karıştırırsanız o zaman rengi koyulaşıyor. Nereden mi biliyorum? Ara ara kendi ekmeğimi kendim yapıyorum. Bu eve geçtiğimizden beridir de evde fırın yok bazen bahçedeki taş fırında bazende tavada yağlı ekmek yapıyorum.
atölye
Evde çalışıp yine ekmekti yoğurttu yapmaya çalışmak oldukça güç. o düzenli takip edilmesi gereken bir sistem. ekmeğin mayası, yoğurdun mayası hep takip edilmeli ve belli aralıklar ile yenilenip kullanılmalı. Ne yazık ki bu yıl bahçeyle bile doğru dürüst ilgilenemedim. Ev atölyede zaman kavramı kayboluyor. Sürekli üretime odaklanınca diğer konular gündeminizden düşüyor. Herşeyi kışa erteleyerek bu yazı da böyle geçireceğiz.
14 Mayıs 2010 Cuma
koyver gitsin
Mart bitti, nisan bitti, şimdi sıra mayısta...
Bu kadar hızla geçen zamana ben nasıl yetişeyim. Hızından şikayetim yok ancak planladıklarımı yapamıyorum sorun burada. Yine de sabunda ki gerilememi bahçe işleriyle telafi ediyorum diyerek züğürt tesellisiyle idare edeyim.
İki gündür artık yazmam lazım deyip oturdum bilgisayarımın başına ancak içimde hiç neşeli şeyler yok ben de koyver gitsin diline ne geliyorsa yaz dedim kendime. illede her şey iş, teknik değil ya.
pembe domatesler
İçime biriktirdiğim bir parça enerjiyi domates fidelerine, birazını kümes yapımına, biraz bahçe çapalamaya, biraz hayvanlara dağıttım. Domates fidanlarım artık nerede ise bahçeye aktarılmaya hazır. biberler de öyle...
Geçtiğimiz yaz pembe domateslerimiz o kadar güzel ve lezzetliydi ki bu yıl bütün tohumları attım toprağa belki isteyen olur diye. Nitekim ilk büyük fidelerimi bir kaç arkadaşıma verdim. Hala isteyen olursa verebileceğim fidanım var biber de keza. Ancak biberler acı. Çok severim.
Tavuklara gelince yumurtalarını almak çok güzel ancak yarattıkları pislikle uğraşmak sinir sistemimize pek iyi gelmedi. Bizde onlara güzel bir kümes yapmaya karar verip malzemelerimizi aldık ve ortaya aşağıdaki sonuç çıktı.
şimdi herkes rahat
Tabii bu arada sabun da dökmedim değil kendime haksızlık etmeyeyim. Birkaç çeşit şeffaf sabun geçtiğimiz hafta da biberiyeli ve yoyobalı opak sabun döktük. Şeffafları aciliyetleri nedeniyle kendi başıma döktüm sıra opaklara gelince nedense bir türlü başlayamadım. Sonunda Aysun sorunuma el attı. Ben zaman belirleyip sözleşince daha kolay motive oluyorum şu sıralar. Eskiden olsa kurulmuş saat gibi kafamdaki plana harfiyen uyar ne olursa olsun aksatmamaya çalışırdım. Eh şimdi bunun zamanı...
sevgili Aysun
tatlı Deniz (küçük yardımcım) ve yoyobalı sabun
ve sonuç, memnunum
blog hazırlamayı bile unutmuşum bir türlü istediğim gibi yerleşmedi...........
25 Mart 2010 Perşembe
yeniden
Havaların ısınmasıyla göç mevsimi de başladı leylekler misali. Yaşadığı alanlardan, sınırlardan sıkılmış insanlar kah bir kaç günlük kah aylık yer değiştirmelere başlayacak. Bu da bizim buralarda çok önemli. Turist demek geçim kaynağı demek. Biz bunun biraz dışında kalsak da bize de şımarıklığı düşüyor. ayy çok kalabalık oldu ay trafik arttı vs.
Ne anlatacaktım nerelere geldim.
Bu gün oturdum ve paketleme yapmaya başladım. Size hep atölyede ki üretimi anlatıyorum ancak sonrasını hiç anlatmamışım. Bu günde konumuz bu olsun dedim.
Genelde sabunlarımı bloklar halinde dinlendiriyorum. Sipariş verenin isteği üzerine istediği gramda kesip sonra da streç ile kaplıyorum. Daha sonrasında bir kaç kalıp ise renkli renkli kağıtlara sarıp doğal ipler ile bağlıyorum. Çok şık oluyor.

Bu gün ki kargo Seda ve Ahmet'in. yaklaşık üç yıl önce uzunca bir süre birlikte çalıştık. sabunlarımın İzmir'de ki satışını yapıyorlardı. Hayat bu üç yıllık sürede hem onlara hem bize bazı dersler yaşattı. Bir süreliğine çalışamaz olduk ama temasımız kopmadı. Şimdi yeniden başlıyoruz. Bunca zaman sonra onlara ilk gönderdiğim kargo. Hayat dersleri hiç bir zaman bitmeyecek ancak umarım bir daha bu kadar derin aşılamaz olanını yaşamayız. Hiçbirimiz.
Ne anlatacaktım nerelere geldim.
Bu gün oturdum ve paketleme yapmaya başladım. Size hep atölyede ki üretimi anlatıyorum ancak sonrasını hiç anlatmamışım. Bu günde konumuz bu olsun dedim.
Genelde sabunlarımı bloklar halinde dinlendiriyorum. Sipariş verenin isteği üzerine istediği gramda kesip sonra da streç ile kaplıyorum. Daha sonrasında bir kaç kalıp ise renkli renkli kağıtlara sarıp doğal ipler ile bağlıyorum. Çok şık oluyor.
doğal bitkiden ipler
lavantalı sabun pembe kağıdı seçti
her rengi var

ve kargo kapanmadan
Bu gün ki kargo Seda ve Ahmet'in. yaklaşık üç yıl önce uzunca bir süre birlikte çalıştık. sabunlarımın İzmir'de ki satışını yapıyorlardı. Hayat bu üç yıllık sürede hem onlara hem bize bazı dersler yaşattı. Bir süreliğine çalışamaz olduk ama temasımız kopmadı. Şimdi yeniden başlıyoruz. Bunca zaman sonra onlara ilk gönderdiğim kargo. Hayat dersleri hiç bir zaman bitmeyecek ancak umarım bir daha bu kadar derin aşılamaz olanını yaşamayız. Hiçbirimiz.
23 Mart 2010 Salı
Uzun kış biterken
''Bol yağmur, fırtına vs. nihayet havalar ısındı, güneş daha sık yüzünü gösterse de hala yağmur mevsimi geçmiş değil. Şimdi bahar yağmurları zamanı.
Çalışmaktan çok ataletle geçen bir zaman oldu. İşler birikti, yazılar gecikti.
Artık iş başı yaptık ve bundan sonra daha disiplinli çalışmak için haklı gerekçelerim var.'' diye başladım geçenlerde yazıya ancak hala atalet üzerimde bir türlü sistemli çalışmaya başlayamadım. Suçluluk duygusuna çok kapılmadan hala zaman var diyerek içimi rahatlatmaya çalışıyorum. Dedim ya suçluluk duygusuna yer yok hiç de çalışmamış değilim sonuçta. İki şeffaf sabun ve bir ısırganlı defneliden döktüm.
karanfilli şeffaf sabun
Önceden şikayet ettiğim yağmurlu günlerin yerini güneşli ve sıcak günler aldı ve eve de zaman ayırmak gerek sonuçta. Boya badana ve çiçeklendirme zamanı.
Bu gün çiçekçiden kırmızı, turuncu ve sarı renklerde çiçekli bitkiler aldık ve kırmızı, yeşil saksılarımıza diktik.
Şimdi bahar...
Yaz kapıda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















